Dini Haberler |Dini Yazılar | Dini Bilgiler |İlahiler |Kuranı Kerim |Sohbet|

İslamiyetin Doğuşu Ve İlk İslam Devletleri

İslamiyetin Doğuşu Ve İlk İslam Devletleri
adalet ırkçılık yapmayan adil kimsenin malına göz dikmeyen islamın insanlığa yabancı dinlere örnek olucak teşkil edicek bir islam devletleri kurmak için dağılmışlardır bu prensipler üzerine islam daima örnektir genel anlamda şöyle bir bakalım
Hz Muhammed 571 yılında Mekkede doğdu Ahlakı ve güvenirliğinden dolayı kendisine Muhammedül Emin güvenilir kişi denilmiştir

Küçük yaşta anne ve babasını kaybettiğinden önce dedesi Abdulmuttalibin sonra da Ebu Talibin yanında yetişmiştir
Gençliğinde çobanlık yapmış ve ticaretle uğraşmıştır 25 yaşına geldiğinde ticari işlerini yürüttüğü Hz Hatice ile evlenmiştir
Hz Muhammed Mekkelilerin yaşam biçimlerini beğenmiyor yapılan haksızlıklara içki içmeye putlara tapmaya karşı çıkıyordu Bu nedenle sık sık Mekke yakınlarındaki Hira Mağarasıa gidiyordu. 40 yaşında Hira Mağarasında ilk vahiyin gelemesi ile peygamber olmuştur 610
İslamiyeti ilk kabul eden eşi Hz Hatice oldu Daha sonra amcasının oğlu Hz Ali azadlısı Zeyd ve yakın arkadaşı Hz Ebubekir İslamiyeti kabul ettiler Bunlar ilk Müslümanlardır
Eşitliği savunan İslamiyeti gizlice yaymaya çalışınca Mekke ileri gelenlerinden tepki görmeye başladı Bunu üzerine Medineye Hicret etti 622
Hicret Olayı ile
İslam Dev nin temelleri atıldı Müslümanlar Mekkelilerin baskısından kurtularak dinlerini serbestçe yaşayabilecekleri bir ortama kavuştular. İslamiyetin yayılması hızlandı Hicri Takvimin de başlangıç tarihi olarak kabul edildi.
Hicret olayından sonra Müslümanlarla Mekkeliler arasında bazı savaşlar oldu. Bu savaşların en önemlileri Bedir Uhut ve Hendek savaşlarıdır
Bedir Savaşı624 Müslümanların ilk büyük zaferi olmuştur Hz Muhammedin Arap Yarımadasındaki otoritesi artmıştır.
Uhut Savaşı 625 Bedirin intikamını almak için tekrar saldıran Mekkeliler Müslümanları yenmelerine rağmen kesin sonuç alamamışlardır
Hendek Savaşı 627 Müslümanlara kesin darbeyi indirmek için büyük bir kuvvetle Medineye saldıran Mekkeliler Müslümanların varlığını resmen tanımış oldular.
Bir yıl sonra 628 yılında Mekkeliler ve Medineli Müslümanlar arasında birbirlerine saldırmamalarını içeren Hudeybiye Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Mekkeliler, Müslümanların varlığını resmen tanımış oldular.
Hudeybiye Antlaşması maddelerinin Mekkeliler tarafından ihlal edilmesi üzerine Müslümanlar harekete geçtiler. 630 yılında Mekke, Müslümanların eline geçti ve Kabe putlardan temizlendi. Hz. Muhammed’in 632 yılında vefatından sonra Dört Halife Devri başladı. Halifeler seçimle iş başına gelmişlerdir.
dört halife devri 632-661
bir Hz. Ebubekir
iki Hz. Ömer
üç Hz. Osman
dört Hz. Ali
Hz Muhammed den sonra yerine geçenlere halife denir.
Hz. Ebubekir Dönemi
Yalancı peygamberle Ecnadin Savaşı Kuranı Kerimin kitap
mücadele haline getirilmesi
Hz. Muhammed’in vefatıyla Arap Yarımadası’nda ortaya çıkan yalancı peygamberler ortadan kaldırılmıştır. Bizanslılarla Ecnadin Savaşı yapılmıştır. Kur’an-ı Kerim’i ezbere bilenlerin şehit düşmesi üzerine, Kur’an ayetleri toplanarak kitap haline getirilmiştir.
Hz. Ömer Dönemi
Ülke yönetimi Düzenli ordu Kadılık Beytül Mal Hicri Takvim
Divan-ı Cund bütçe
Sınırların genişlemesiyle birlikte ülke, yönetim birimlerine ayrılarak vali atamaları gerçekleştirilmiştir. İslam Devleti’nde ilk düzenli ordu ve askeri amaçlı ordugah şehirleri ile askeri amaçlı Divan-ı Cund kurulmuştur. İlk kez adli örgüt kurulmuş ve illere adalet işleri için Kadılar tayin edilmiştir. Beytül Mal bütçe oluşturulup, düzenli vergi sistemi kurulmuştur. İlk kez günlük yaşamı kolaylaştırıp ticareti geliştirmek için Hicri Takvim uygulamaya konulmuştur
Hz. Osman Dönemi
İlk donanmanın Türklerle ilk mücadelenin Kuranı Kerimin
oluşturulması yaşanması çoğaltılması
Muaviye nin girişimleriyle ilk donanma oluşturulmuş ve Bizans yenilgiye uğratılmıştır. İran’daki fetihler sürdürülmüş, Horasan alınmış ve böylece Türklerle komşu olunmuştur. İslamiyet’in geniş alanlara yayılması, Kur’an-ı Kerim’in çoğaltılması gereğini ortaya çıkarmış ve Kur’an el yazması olarak çoğaltılıp illere gönderilmiştir.
Hz. Ali Dönemi
Cemel Deve Sıffin Savaşı İlk siyasal bölünme
Olayı Hakem Olayı Şii Emevi Harici
Hz. Osmanın katillerinin yakalanmasında yavaş davrandığı gerekçesiyle Hz. Ayşe ve Hz. Ali arasında Cemel Savaşı gerçekleşmiştir. Hz. Ali ve Muaviye arasında Sıffin Savaşı gerçekleşmiş, sonunda halifenin kim olacağını belirlemek için Hakem Olayı yaşanmıştır. Hakem Olayı’nın ardından Müslümanlar; Şii, Emevi,Harici olmak üzere üç gruba ayrılmıştır.
NOT: Hz. Alinin Hariciler tarafından öldürülmesiyle Dört Halife Devri sona ermiştir.
emeviler 661-750)
Hz. Ali den sonra yerine geçen oğlu Hz. Hasan halife oldu. Ancak çok kan dökülmesinden endişelenen Hz. Hasan, bazı şartlarla halifeliği Emevi ailesinden Muaviye’ye bıraktı. Böylece İslam Devleti’nde Emeviler Dönemi başladı.
Emeviler döneminde halifelik saltanata dönüşmüştür. Yani hükümdarlık babadan oğla geçmeye başlamıştır.
Emeviler zamanında Müslüman Araplar, Suriye ve İranı hakimiyetleri altına alarak Maveraünnehir bölgesine ulaşmışlardır. Seyhun ve Ceyhun ırmakları arasındaki bu bölgede Türkler bulunmaktaydı. Böylece Araplar ile Türkler ilk defa temasa geçmişlerdir. Emeviler bölgede İslamiyet’i yaymaktan çok, yeni zaferler peşinde koşmuşlar; Müslüman olmalarına rağmen yerli hakla ağır vergiler yüklemişleridir. Bu nedenle ilk karşılaşma pek dostça olmamıştır.
Emeviler Arap olmayan Müslümanlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmışlar, onlara devlet yönetimi ve orduda önemli görevler vermemişlerdir.
emeviler dönemi
Batıda Kuzey Afrika’nın fethi tamamlanmış Cebelitarık Boğazı’ndan Avrupa’ya geçen İslam orduları İspanya’yı fethetmiş Doğuda Horasan ve Maveraünnehir bölgesi ile Türkistan ve Pakistan ele geçirilmiştir.
Emeviler Arap milliyetçiliği yapmışlar, Arapçayı resmi dil ilan etmişlerdir.
750 yılında Emevi yönetimi sona ermiş, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın soyundan gelenler iş başına geçmişlerdir.
abbasiler dönemi 750-1258
Abbasiler halkın da desteğini alarak bir ayaklanma sonucunda Emevilerin yerine geçmişleridir. Devlet Ebu’l Abbas tarafından kurulmuştur.
Türklerin İslamiyet ile ilk tanışmaları Emeviler döneminde başlamış ancak Emevilerin tutumundan dolayı Türk toplulukları arasında İslamiyet fazla yayılmamıştır. 751 Talas Savaşı’nda Türklerden yardım alarak Çinlileri yenmişlerdir. Bu savaştan sonra Türkler ile Abbasiler arasındaki ilişkiler gelişmiş ve Türkler Müslüman olmaya başlamışlardır.
Abbasiler en parlak dönemini Harun Reşit zamanında yaşamıştır. Harun Reşit Binbir Gece Masallarına konu olan bir saltanat sürmüştür.
Memun zamanında bilim ve felsefeye önem verilmiştir. Bu dönemde;
Harezmi, Cebir alanında eser yazmış Bağdat’ta gökcisimlerini incelemek için gözlemevi kurulmuş Bir derecelik meridyen yayının uzunluğu hesaplanmış Dünya’nın yuvarlak olduğu kanıtlanıp, hacmi ölçülmüştür.
Mutasım zamanında, Türklerin savaşçı özelliklerini kaybetmemeleri için Türklerden özel bir ordu kurulmuş ve bu ordu için Samerra adlı ordugah şehirleri kurulmuştur. Ayrıca Avasım adı verilen uç şehirlerinde de Türkler görev almış, böylece Anadolu’ya yapılan fetihlerde Türkler de görev almıştır. karahanlılar (840-1212) Karluk Yağma Çiğil boyları tarafından kurulmuş olan ilk Türk-İslam Devletidir.
Bilge Kül Kadir Han tarafından Batı Türkistan’da kurulmuştur.
Başlangıçta Türk devlet özelliği gösteren Karahanlılar, Satuk Buğra Han zamanında İslamiyet’i kabul etmiştir. Satuk Buğra Han Abdülkerim adını almıştır.
Karahanlılar Devleti’nin en parlak dönemi Yusuf Kadir Han zamanıdır. Ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgaları sonucu devlet doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

NOT: İslamiyet’i kabul etmelerine rağmen Türklük özelliklerine ve geleneklerine bağlılıklarını kaybetmemişlerdir.
Türkçeyi resmi dil kabul edip, gelişmesini sağlamışlardır.

Karahanlılar bir ilki gerçekleştirerek İpek Yolu üzerinde, tüccarların konaklaması için kervansaraylar yapmışlardır.

Pek çok kültürel eser de bu dönemde yazılmıştır.
Divan-ı Lügat-it Türk, Kaşgarlı Mahmut: İlk Türkçe sözlük ve dil bilgisi kitabıdır. Kutatgu Bilig, Yusuf Has Hacip: Mutlu olma bilgisi anlamına gelir. İnsana her iki dünyada da mutlu olmak için gereken yolu göstermek amacıyla yazılmıştır. Divan-ı Hikmet, Ahmet Yesevi: Dervişlik hakkında övgülerden, peygamberin hayatından ve mucizelerinden bahsedilir. Dini ve ahlaki öğütler veren şiirlere de yer vermiştir.

Bir önceki yazımız olan Kendini elle tatminin Hükmü başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Konuya Öncülük Eden Aramalar:

Kategori: İslami Konular

Yukarı