Dini Haberler |Dini Yazılar | Dini Bilgiler |İlahiler |Kuranı Kerim |Sohbet|

Peygamberimiz İlk Cuma Namazını Nerede Kılmıştır

Cuma gününün özelliklerinden biri ve en önde geleni Cuma namazıdır. Cuma namazı hicret esnasında farz kılınmıştır. Peygamberimiz ilk Cuma namazını, Ranûna vadisinde kıldırmıştır. Yüce Allah, “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağırıldığınızda, alışverişi bırakıp Allah’ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” buyurmaktadır (Cum’a, 62/9).
Cuma namazı, farz namazlardan olup, Cuma günü öğle namazı vaktinde kılınır. Cumanın farzı iki rekattır. Hanefîlere göre farzdan önce dört ve sonra da dört rekat sünnet kılınır. Cuma namazının özelliklerinden birisi de namazdan önce hutbe okunmasıdır. (bk. Hutbe)
Cuma namazı, akıllı, buluğ çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim erkek Müslümanlara farz kılınmıştır; kadınlara, kölelere, yolculara ve cemaata gelemeyecek kadar mazereti olanlara farz değildir. Bununla birlikte, Cuma namazını kılmaları halinde geçerli olup, ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmez.
Hanefîlere göre Cuma namazının Cuma günü öğle namazı vaktinde kılınması, namazdan önce hutbe okunması, Cuma kılınan yerin halka açık olması, imam hariç en az üç kişilik bir cemaatin olması, Cuma kılınan yerin şehir hükmünde olması gerekir.
Cuma, İslâm dininde çok önemli kabul edilen haftalık toplu ibadet günüdür. Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre cuma günü, daha önce yahudi ve hıristiyanlar için haftalık ibadet günü olarak belirlenmiş, fakat onlar bunu değiştirerek yahudiler cumartesiyi, hıristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü kabul etmişler; son olarak cuma günü, müslümanlar için yeniden haftalık ibadet günü kılınmıştır.
Cuma gününün önemine ve haftalık toplu ibadet günü seçilmesinin anlamına ilişkin olarak Hz. Peygamber’den birçok hadis rivayet edilmektedir. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: “Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkmıştır. Kıyamet de cuma günü kopacaktır” (Müslim, “Cum`a”, 18). Başka bir hadiste bu günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğu haber verilmektedir. Bir rivayete göre Hz. Peygamber “Ben icâbet saatinin, hangi an olduğunu biliyordum, fakat Kadir gecesi gibi, bu da bana unutturuldu” (Hâkim, I, 279) buyurmuştur.
Âlimler Hz. Peygamber’in bu ifadesine dayanarak Allah’ın güzel isimleri arasında ism-i a`zamın, ramazanın son on günü içerisinde Kadir gecesinin gizli tutulması gibi icâbet saatinin de gizli tutulduğunu ve bu suretle insanların gün boyu Allah’a yönelmelerinin sağlanmasının hedeflendiğini söylemişlerdir. Yine cuma günü ile ilgili olarak, gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin daha önceki cuma ile bu cuma arasında işlediği günahların affedileceği belirtilmiş (Buhârî, “Cum`a”, 6, 19; Müslim, “Cum`a”, 26), bu günü hafife alarak üç cuma namazını terkeden kimsenin kalbinin mühürleneceği bildirilmiştir (Ebû Dâvûd, “Salât”, 204). Kurban bayramı arefesinin cumaya rastlaması halinde halk arasında o yıl yapılan haccın, “hacc-ı ekber” (büyük hac) olarak isimlendirilmesi de cumanın önemiyle ilgilidir.
Cuma günü müslümanlar açısından büyük önem taşıdığı ve âdeta bir bayram günü kabul edildiği için, perşembe günü akşamından başlamak üzere maddî ve mânevî temizliğe her zamankinden daha fazla önem vermek gerekir. Bunların başında boy abdesti almak gelir ki cuma günü boy abdesti almak bilginlerin çoğuna göre sünnet, bazılarına göre farzdır. Bunun yanın-da, cuma günü namaza gelmeden önce tırnak kesme, dişleri temizleme gibi bedenî temizlikler yapmak, temiz elbiseler giymek, başkalarını rahatsız et-meyecek, aksine onların hoşuna gidecek güzel kokular sürmek sünnet olan davranışlardır. Mümin, böyle değerli ve önemli bir günün mânevî havasına girmeli, dua ve tövbesini bu günde saklı olup dua ve tövbelerin kabul edile-ceği vakit olduğu bildirilen “icâbet saati”ne denk düşürmeye çalışmalı, ayrıca Kur’an okumalı, tezekkür ve tefekkür etmeli, Resûlullah’a salâtü selâm ge-tirmeli ve samimi bir kalp ile yüce Allah’a dua ve istiğfarda bulunmalıdır.
Hutbe okunurken konuşmak, cuma vakti alışveriş yapmak ve cuma gü-nü yolculuğa çıkmak gibi yapılması, cuma namazının terkine yol açabileceği endişesiyle hoş karşılanmayan davranışların hükümleri aşağıda ele alına-caktır.
A) DİNDEKİ YERİ ve HÜKMÜ
Cuma namazı farz-ı ayındır. Farz olduğu, Kitap, Sünnet ve icmâ ile sabittir. Kur’ân-ı Kerîm’in 62. sûresi, cuma namazından bahsettiği için Cuma sûresi olarak adlandırılmıştır. Bu sûrede yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırılınca Allah’ı anmaya (namaza) koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca yeryüzüne yayılın da Allah’ın lutfunu arayın ve Allah’ı çok çok anın ki felah bulasınız” (el-Cum`a 62/9-10).
Hadis kitaplarında gerek cuma namazının fazileti, gerekse kuvvetli bir farz olduğu ve bu namazı özürsüz olarak terketmenin büyük günah sayıldığı konusunda sahih hadisler bulunmaktadır. “Allah, önemsemediği için üç cumayı terkeden kimsenin kalbini mühürler” (Ebû Dâvûd, “Salât”, 204; İbn Mâce, “İkametü’s-salât”, 93; Tirmizî, “Cum`a”, 7; Nesâî, “Cum`a”, 2) ve “Birtakım kimseler, ya cuma namazını terketmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler ve artık onlar gafillerden olurlar” (Müslim, “Cum`a”, 12; Nesâî, “Cum`a”, 2).
Hz. Peygamber’in cuma namazını ilk defa hicret esnasında, Medine yakınlarındaki Rânûnâ vadisinde Sâlim b. Avf kabilesini ziyaretleri sırasında oradaki namazgâhta kıldırmış olduğu bilginlerce kabul edilmektedir. Öte yandan, kaynaklarda daha hicretten önce Es`ad b. Zürâre’nin Medine’de cuma namazı kıldırdığı kaydedilmektedir. Bu durum karşısında cuma namazının ne zaman farz kılındığı hususunda iki farklı rivayet ve görüş ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisine göre cuma namazı Mekke’de farz kılınmış olmakla birlikte müşriklerin baskıları yüzünden orada kılınamamıştır. Diğer rivayete göre, cuma namazı hicret esnasında farz kılınmıştır ve ilk cumayı Hz. Peygamber Rânûnâ vadisinde kıldırmıştır. Bu rivayeti benimseyenlere göre, Es`ad b. Zürâre’nin cuma namazı kıldırması uygulaması farz değil, nâfile hükmü kapsamındadır.
Bütün müctehidlere göre cuma namazı farz-ı ayın olup, Resûlullah zamanından itibaren farklı görüş açıklanmadığı için, bu hususta icmâ meydana gelmiştir.
Cuma namazı, cuma günü öğle namazı vaktinde kılınan ve farzı iki rek`at olan bir namazdır. Bu namazdan önce hatibin hutbe okuması namazın sıhhat (geçerlilik) şartlarındandır. Cuma namazı o günkü öğle namazının yerini tutar.
Cuma günü namazdan önce gusül abdesti almak, temizlik yapmak ve namaza hazırlanmak, temiz elbiseler giymek, güzel kokular sürünmek Cuma’nın adabındandır.
KAYNAK DİYANET İŞLERİ

Bir önceki yazımız olan Peygamberimizin Eşleri Ve Hayatı başlıklı makalemizde peygamberimizin eşleri kaç tanedir hakkında bilgiler verilmektedir.

Konuya Öncülük Eden Aramalar:

Kategori: Peygamberler

Yukarı